Appvice şimdi indirin

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) Nedir ?

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) (PPD) doğum sonrası bazı kadınları etkileyen bir tür depresyon türüdür.

Belirtileri, üzüntü, uyku ve yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler, düşük enerjili ruh hali, anksiyete ve sinirlilik hali olarak tanımlanır.

Genel olarak, belirtiler doğumdan sonra 4 ila 6 hafta içinde ortaya çıkar, ancak bazı durumlarda belirtilerin görülmesi birkaç ayı da alabilir.

PPD‘nin neden ortaya çıktığı bilinmemektedir. Ancak unutmayınız ki, lohusa depresyonu, bazı annelerin korktuğu gibi, yeni doğan bebeğinizi sevmediğinizin bir göstergesi değildir. Psikolojik danışmanlık almak ve bazen ilaç tedavisi görmek ile etkili bir şekilde tedavi edilebilen psikolojik bir bozukluktur. Yukarıda bahsedilen belirtileri olan kişiler hemen doktorları ya da psikologlarıyla görüşmelidir.

Bu tür bir depresyon sadece anneleri etkilemez. Bir bilimsel çalışma, yeni baba olan erkeklerin de yaklaşık yüzde 10’unun doğum sonrası veya doğum öncesi depresyon yaşadığını kanıtlamıştır. Postpartum depresyonunun en sık olarak doğumdan 3 ila 6 ay sonra ortaya çıktığı belirtilmektedir.

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) Belirtileri Nelerdir ?

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) farklı ebeveynleri farklı şekillerde etkileyebilir. Yaygın belirtiler ve semptomların bazıları aşağıdaki gibidir:

  • bunalmış ve tuzağa düşmüş hissi ya da başa çıkmanın imkansız olduğu hissi
  • bir haftadan uzun süren kötüleşmiş psikolojik ruh hali
  • reddedilme hissi
  • çok ağlamak
  • suçlu hissetmek
  • sık sık sinirlenmek
  • baş ağrısı, mide ağrıları, bulanık görme
  • iştahsızlık
  • Libido kaybı (cinsel isteksizlik)
  • Panik ataklar geçirmek
  • kalıcı yorgunluk
  • konsantrasyonda yaşanan problemler
  • motivasyon düşüklüğü
  • Uyku problemleri
  • Ebeveynlerin birbirlerine ilgisiz davranmaları
  • yetersizlik hissi
  • Yeni bebeğe karşı açıklanamayan ilgisizlik
  • Arkadaşlar ile birlikte vakit geçirme veya arkadaşlarınızla iletişim halinde olma konusunda isteksizlik, ilgisizlik

PPD, doğumdan sonraki birkaç gün boyunca birçok yeni anne babayı etkileyen mavi bebek sendormu ile aynı değildir. Bununla birlikte, düşük ruh hali nedeniyle günlük aktivetelerde önemli ölçüde azalma, uzun süreli depresyonun bir göstergesi olabilir.

PPD’li birçok insan, diğer insanlara nasıl hissettiklerini anlatmazlar. Lohusa Depresyonu’nun (postpartum depresyonu) belirtilerini erken aşamada farkeden aile fertleri ya da arkadaşlar, depresyonda olduğunu fark ettiği yaknlarını en kısa sürede tıbbi yardım almaları için teşvik etmelidir.

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) olan bazı kişiler, çocuklarına zarar verme hakkında düşüncelere sahip olabilir. Ayrıca intihar etmeyi veya kendine zarar vermeyi düşünebilirler. Ne ebeveynler ne de bebekler bunun gibi çoğu durumda gerçekten zarar görmez, ancak bu düşünceleri beyninizde üretiyor olmak üzücü ve hatta korkutucu olabilir.

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) Nedenleri Nelerdir ?

PPD’nin birden fazla faktörün birleşimi sonucu ortaya çıkmış olması muhtemeldir. Ancak, kesin olarak ortaya çıkış nedenleri hala bilinmemektedir.

Depresyon genellikle duygusal, stresli olaylar, beyin kimyasallarının dengesizliğini tetikleyen biyolojik bir değişiklik veya her ikisinin birden gerçekleşmesinden kaynaklanır.

Aşağıdaki faktörler PPD’ye sebep olabilir:

  • Hamileliğin sebep olduğu fiziksel değişimler
  • Bebek ve ebeveyn olmanın sorumlulukları hakkında duyulan aşırı endişe
  • karmaşık veya zor bir gebelik süreci veya doğum
  • aile desteğindeki eksiklik
  • ilişkiler hakkındaki endişeler
  • finansal zorluklar
  • yalnızlık, yakın arkadaş ve aile sahibi olmamak
  • Ruh sağlığı sorunları geçmişi
  • Doğumun sağılığınızı olumsuz etkileyen sonuçları, Üriner inkontinans, anemi, kan basıncını ve metabolizmadaki değişiklikleri.
  • Doğumdan sonra gelişen östrojen ve progesteron düzeylerindeki ani ve ciddi düşüşe bağlı hormonal değişiklikler
  • uyku düzenindeki bozulmalar

Emzirme ile ilgili zorluklar da PPD ile bağlantılı olabilir. Chapel Hill’deki Kuzey Carolina Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, bebeğin doğumundan sonraki 2 hafta içinde emzirme güçlüğü yaşayan yeni annelerin 2 ay sonra lohusa depresyonu (postpartum depresyonu) yaşama ihtimali daha yüksektir.

Ailede depresyon geçmişi olan kişiler, bu tip depresyona yakalanma riskini daha fazla taşırlar. Ancak, bilimsel çalışmalar bunun neden olduğunu kanıtlayamamıştır.

Örnek olarak daha önce yapılmış olan bipolar bozukluk tanısı var ise, yeni doğum yapan diğer kişilere göre PPD‘nin gelişme riski daha yüksektir.

Nasıl Tespit Edilir?

Doktor, PPD’si olduğundan süphelendiği kişiden bir depresyon tarama testi doldurmasını isteyerek mavi bebek sendromu olup olmadığına bakabilir.

Doktorunuz, geçtiğiniz ay boyunca düşük ruh hali, depresyon veya umutsuzluk hissedip hissetmediğinizi soracaktır. Ayrıca, yeni ebeveyn iseniz normalde yapmaktan keyif aldığınız faaliyetlerden hala keyif alıp almadığınızı soracaktır.

Ayrıca hastanın sahip aşağıdaki belirtilere olup olmadığını da sorabilir:

  • Uyku problemleri
  • Karar verme ve konsantrasyon problemleri
  • özgüven problemleri
  • iştahta değişiklikler
  • anksiyete
  • herhangi bir fiziksel aktivitede yaşanan yorgunluk veya isteksizlik
  • suçluluk duygusu
  • öz-eleştirel olmak
  • İntihar ya da kendine zarar verme düşünceleri

Yukarıdaki soruların üçüne “evet” cevabı veren bir bireyde muhtemelen hafif depresyon vardır. Hafif PPD’li bir kişi, günlük aktivitelerine devam edebilir. Daha fazla “evet” yanıtı verildiyse daha şiddetli bir depresyon olduğunu göstermektedir.

Eğer anne kendilerine ya da bebeğe zarar verme sorusuna “evet” cevabını verirse, otomatik olarak kişide şiddetli lohusa depresyonu (postpartum depresyonu) olarak teşhis edilir.

Yanında destek olacak kimsesi olmayan veya yakın akrabaları olmayan bazı anneler, bu soruları cevaplamak istemeyebilirler çünkü Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) tanısı konacaklarından ve bebeklerinin onlardan alınmasından korkarlar.

Bu durumun gerçekleşmesi pek olası değildir. Bir bebek sadece aşırı tehlike durumlarında anneden alınır. Bireyin bir akıl sağlığı kliniğinde hastaneye yatırılması gereken çok ciddi durumlarda bile, bebek genellikle anneye eşlik edecektir. Eğer yeni bir ebeveyn şiddetli bir depresyona sahipse, çok büyük zorluklarla karşı karşıya kalmışsa ve hiçbir şekilde işlev görmeyecek ise, özel bir akıl sağlığı ekibinden kapsamlı yardıma ihtiyaç duyacaklartır.

Doktorunuz, ayrıca, tiroid bezi veya anemi gibi hormonal problemlerin olup olmadığını belirlemek için kan testleri gibi bazı tanı testleri de isteyebilir.

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) Tedavisi

Lohusa depresyonu (postpartum depresyonu) belirtileri gösterdiklerini düşünen yeni ebeveynler, doktorları ile iletişime geçmelidir. Durumunuzun tedavi edilmesi bazen birkaç ay sürebilir hatta bazı durumlarda daha da uzun sürebilmektedir, ancak unutmayınız ki bu durum tedavi edilebilir bir durumdur.

Lohusa depresyonunun tedavisi ve postpartum depresyonundan kurtulma yolundaki en önemli adım, öncelikli sorunu kabul etmektir. Aile, eş ve yakın arkadaşların desteği, daha hızlı iyileşme sürecinin sağlanmasında büyük bir etkiye sahiptir.

PPD’ye sahip olan kişinin, duygularını bastırmak yerine güvenebileceği insanlara nasıl hissettiğini ifade etmesi daha faydalıdır. PPD’ye ek olarak ilişkilerde zorluklara yol açabilecek, eşlerin veya diğer sevdiklerine  karşı duygusal olarak kapalı olma riski de mevcuttur.

Yardım gruplarına katılmak da her zaman faydalıdır. Sadece tedavi için rehberliğe erişim sağlamakla kalmaz, aynı zamanda benzer sorunları, endişeleri ve semptomları olan diğer ebeveynlerle de iletişime geçebilirsiniz. Bu, kendinizi dışarıya kapatma hissini azaltabilir.

Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) İlaçları Nelerdir?

Doktorlar, şiddetli PPD si olan kişiler için antidepresan tedavisi başlatabilir. Bunlar, beyininizdeki düşünce yapısını değiştiren kimyasalları dengelemeye yardımcı olur.

Antidepresanlar, sinirlilik, umutsuzluk, baş edememe, konsantrasyon ve uykusuzluk hislerini tedavi etmeye yardımcı olabilirler. Bu ilaçlar bebekle de baş etmede faydalı olabilir, ancak etkili olabilmeleri için birkaç hafta süre vermeniz gerekecektir.

Yan etkileri ise, anne sütüyle antidepresan kimyasallarının bebeklere geçebilmesi ve uzun vadeli risklerin bilimsel çalışmalarla çok az belirlenmiş olmasıdır. Bazı küçük çaptaki çalışmalara göre, imipramin ve nortriptilin gibi trisiklik antidepresanlar, bir bebeği emzirirken alabileceğiniz en güvenli olanlarıdır.

TCA’lar, kalp hastalığı, epilepsi ya da yoğun intihar düşünceleri olan şiddetli depresyon geçmişi olan kişiler için uygun değildir.

TCA’ları alamayanlara, paroksetin (paxil, paxera) veya sertralin (Lustral, Selectra) gibi seçici bir serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) verilebilir. Bu durumlarda anne sütüne geçen paroksetin veya sertralin miktarı azdır.

PPD’li bir anne, doktoruyla beslenme alışkanlıklarını görüşmelidir, böylece bir antidepresan ile birlikte doğru tedaviyi almak hem kendisi hem de çocuk için daha güvenli olacaktır.

Annenin halüsinasyonlar, intihar düşünceleri ve irrasyonel davranışları olabileceği postnatal psikoz vakalarında sakinleştiriciler reçete edilebilir. Ancak, bu gibi durumlarda, ilaçlar kısa bir süre için kullanılmalıdır. Yan etkileri şunlardır:

  • denge kaybı
  • hafıza kaybı
  • baş dönmesi
  • uyuşukluk hissi
  • kafa karışıklığı

Psikolojik terapiler

Bilimsel çalışmalar, orta düzeyde PPD vakalarında bilişsel davranışçı terapinin (BDT) başarılı olabileceğini göstermiştir.

Bilişsel terapi, diğer bazı insanlar için de etkilidir. Bu tip terapiler, düşüncelerin depresyona yol açtığı prensibine dayanır. Bireye düşünceleri ve zihin durumu arasındaki ilişkiyi nasıl daha iyi yöneteceği öğretilir. Amaç, düşünce kalıplarını daha olumlu hale getirebilmek için değiştirmektir.

Motivasyonun daha düşük olduğu şiddetli depresyonu olanlar için, sadece konuşma terapileri daha az etkilidir. Çoğu bilimsel çalışma en iyi sonuçların bir psikoterapi ve ilaç kombinasyonundan sağlandığını kabul etmektedir.

Elektrokonvalsif terapi

Belirtiler, diğer tedaviye cevap vermeyecek kadar şiddetliyse, elektrokonvülsif terapiden (EKT) yararlanılabilir. Bununla birlikte, bu sadece ilaç gibi diğer tüm seçenekler başarılı olmamışsa önerilmektedir.

EKT genel anestezi altında ve kas gevşeticilerle uygulanır. Çok şiddetli depresyon vakalarında EKT genellikle çok etkilidir. Bununla birlikte, faydalar kısa ömürlü olabilir.

Yan etkiler genellikle, kısa süreli baş ağrıları ve hafıza kayıplarını içerir.

Şiddetli Lohusa Depresyonu’nun tedavisi (postpartum depresyonu)

Şiddetli PPD’si olan bir kişi, psikiyatristler, psikologlar, mesleki terapistler ve uzmanlaşmış hemşireler dahil olmak üzere bir uzman ekibe sevk edilebilir. Doktorlar, hastanın kendisine ya da çocuğuna zarar verme riski altında olduğunu düşünürse, bir akıl sağlığı kliniğinde hastaneye yatırılabilir.

Bazı durumlarda, PPD’li kişi tedavi edilmekte iken, partner veya bir aile üyesi bebeğe bakabilir.

Yaşam tarzı ipuçları

Bir doktor hamilelik sırasında ve hatta daha önce tıbbi ve aile geçmişi hakkında ne kadar fazla bilgiye sahip olursa, PPD’yi önleme şansı o kadar yüksek olur.

Aşağıdaki yaşam tarzı değişiklikleri depresyonu önlemeye yardımcı olabilir:

  • Dengeli ve sağlıklı bir beslenme uygulayın.
  • Kan şekeri düzeyinizi korumak için sık sık yemek yiyin.
  • Her gece en az 7 ila 8 saat kaliteli uyku uyuyun.
  • Stresi azaltmak için günlük listeler yapın.
  • Yakın arkadaşları, eşleri ve aile üyelerini duygularınız ve endişeleriniz hakkında açıkça bilgilendirin.

Yardım grupları ile iletişime geçin.

Hamileler için beslenme rehberi hakkında bu kapsamlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

İstatistik Bilgileri

Northwestern Medicine’deki araştırmacılar, JAMA Psikiyatrisi’nde, Lohusa Depresyonu’nun (postpartum depresyonu) her 7 yeni annenin yaklaşık 1’ini etkilediğini belirlemiştir.

10.000’i aşkın anneyi kapsayan çalışmalarında, doğumdan 12 ay sonra anneler takip edildiklerinde, yüzde 22’ye yakın bir oranının hala depresyonda olduğunu bulmuşlardır.

Ekip ayrıca şunları keşfetmiştir:

  • Depresyon için takip edilen kadınların yüzde 19’undan fazlası kendini incitmiş hissediyordu.
  • Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) tanısı olan annelerin büyük bir bölümü daha önce başka tipte depresyon veya anksiyete bozukluğu tanısı sahibiydi.

Kanada’da yapılan bir çalışmada, Lohusa Depresyonu’nun (postpartum depresyonu) kentsel alanlarda çok daha yaygın olduğu bulunmuştur. Kentsel alanlarda yaşayan kadınların yüzde 10’unu kırsal alanlarda yaşayanlara kıyasla yüzde 10 oranında Lohusa Depresyonu (postpartum depresyonu) yaşama riski daha yüksektir.

Bu makale Appvice Psikoloji Otoriteleri tarafından bilimsel verilere dayalı olarak incelenmiş ve onaylanmıştır.

PUAN VER

1 Oy, Ortalama: 5,00