Appvice şimdi indirin

Depresyon Tedavisi Hakkında Bilinmesi Gereken 27 Madde

Appvice Onaylı

Majör depresyon yıkıcı, hatta ölümcül bir hastalıktır ve birçok nedeni bulunmaktadır. Majör depresyon tedavisi ve hastaların umutlarını tazeleyip onları tekrar hayata bağlamakta nelerin etkili olabileceği ile ilgili binlerce araştırma yapılmıştır.

En güncel araştırmaları gözden geçirdim ve depresyon tedavisi açısından çok önemli olan 27 olguyu bu makalede bulabilisiniz. 

Burada yer alan bilgileri yorumlarken dikkatli olmanız gerektiğini belirtmekte fayda var, konu hakkındaki araştırmalar halen devam etmektedir.

1. İlaçla tedavi ve bilişsel davranışçı terapi, depresyon tedavisinde eşit derecede etkili.  Her iki yöntem de ağır depresyon üzerinde etkili.

2. Depresyon tedavisinde plasebo etkisi çok kuvvetli. Klinik deneyler ortalama depresyon hastasının plaseboya, neredeyse ilaçlara verdiği kadar olumlu yanıt verdiğini gösteriyor: büyük bir meta analize göre plasebo depresyon belirtilerinde %40 azalma sağlarken, ilaçlar %48 azalma sağlıyor.  

3. Terapi ve ilaçla tedavi bir arada uygulandığında, daha ağır kronik depresyonun tedavisi daha başarılı oluyor. İlaçla tedavi ve bilişsel davranışçı terapinin bir arada uygulanması, tek başına ilaç tedavisinden daha etkili ve bilişsel davranışçı terapi alan hastalar ilaçlara olumlu yanıt veriyor. Kronikleşmemiş hafif depresyon için bu tedavi yöntemlerinden herhangi biri uygulanabiliyor; mutlaka ikisinin birlikte uygulanmasına gerek yok. Böylece zamandan emekten tasarruf ediliyor, tedavi maliyeti düşüyor ve muhtemel yan etkilerin önüne geçilmiş oluyor.

4. 2017’de Türkiye’de her 10 yetişkinden 1’i anti-depresan kullandı. Bunların yaklaşık üçte ikisi Prozac, Lustral veya Cipram gibi seçici serotonin geri alım inhibitörlerini (SSRI) kullandı.

5. Bilişsel davranışçı terapi, depresyon tedavisinde işe yarayan yegâne “konuşma yoluyla tedavi yöntemi” değil. kanıta dayalı tedavinin hüküm sürdüğü dönemde,  büyük oranda Freudyen zihin kavramına dayanan psikodinamik terapinin adı kötüye çıkmıştı. Ancak kısa süreli psikodinamik tedavinin işe yaradığını gösteren kanıtların sayısı artıyor. “Yönlendirmesiz destekleyici terapi” için de aynı şey söz konusu. Amerikan Psikoloji Derneği’nin bir alt kuruluşu olan Klinik Psikoloji Derneği’nin oluşturduğu, bilimsel araştırmaların bulgularıyla desteklenen en iyi psikolojik tedaviler listesini şurada bulabilirsiniz.

6. Egzersiz yapmak, depresyon tedavisinde çok etkili oluyor.  Araştırmacılar yürüş yapmanın, koşmanın, ağırlık çalışmanın kısacası hareketi arttırmanın, depresyon tedavisinde işe yaradığını ortaya koymuş durumda. Hareketin arttıkça depresyon tedavisi de daha başarılı oluyor.

7. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, insanların sağlıklı beslenme konusunda eğitilmesinin depresyon vakalarının sayısını düşürebileceğini bulguladı. Bu araştırmada katılımcılara daha fazla sebze, tam tahıl, bakliyat, sağlıklı yağ ve yağsız protein tüketmeleri ve işlenmiş, şekerli gıdalardan ve alkolden kaçınmaları öğretilmiş.

8. Daha fazla omega-3 yağ asidi tüketmenin tedaviye katkı yapmadığı düşünülüyor. 2007 yılında yapılan bir meta analiz, omega-3 içeren gıda takviyelerinin etkili olduğunu bulgulamıştı; ancak araştırmacılar, bu bulguya dikkatli yaklaşılması gerektiği, çünkü “bunun doğrulanması için henüz erken” olduğu konusunda uyarıyordu. Daha yakın tarihli bir meta analiz , plasebo ile karşılaştırılan omega-3 yağların çok etkili olmadığı sonucuna vardı. Yalnız şunu da vurgulayayım ki plaseboyla karşılaştırıldıklarında depresyon ilaçlarının da çok etkili olmadıkları ortaya kondu.

9. Hastanın kendi kendisine bilişsel davranışçı terapi uygulaması, depresyon tedavisinde işe yarıyor. Ancak bu yöntem terapiyi bir uzmanın yürütmesinden daha az etkili ve genellikle hafif ve orta şiddetteki depresyon üzerinde etkili oluyor. Bu ikisini birleştiren yaklaşım, yüz yüze terapi kadar etkili.

10. Depresyon ilaçları bırakıldığında, depresyonun tekrar etme riski çok yüksek. 31 deneyin bulgularının incelendiği bir meta analiz, ilaçları yerine plasebo almaya başlayan hastaların %40’ının 4 ilâ 36 ay içerinde tekrar depresyona girdiğini gösteriyor. İlaç kullanımına devam edilmesi bu oranı %18’e düşürüyor.

11. Tedavi sonrası dönemde bilişsel davranışçı terapi uygulanması depresyonun nüksetmesini engellemede ilaç kullanımından daha etkili. Bununla birlikte bilişsel davranışçı terapi gören vakaların üçte biri, terapi bittikten sonraki bir yıl içerisinde tekrar depresyona giriyor. Bilişsel davranışçı terapi seanslarına devam edilmesi durumunda depresyonu nükseden vakaların sayısında ciddi bir azalma gözlemleniyor. Demek ki terapi sırasında öğrenilen yöntemlerin düzenli biçimde uygulanmaya devam edilmesi depresyonun nüksetmesinin engellenmesinde etkili.

12. “Pozitif psikoloji”,yani fonksiyon bozukluklarıyla değil de sağlıklı insanların nasıl daha mutlu olabileceği ile ilgilenen psikoloji, depresyon belirtilerinin tedavisinde yararlı oluyor. Pozitif psikolojinin, bilişsel davranışçı terapinin de altını çizdiği “pozitif duygu, düşünce, davranış ve biliş” unsurlarını geliştirmeyi öğütlediği düşünüldüğünde, bu durum şaşırtıcı değil.

13. Davranışsal Aktivasyon, depresyon tedavisinde kullanılan en basit ve etkili yöntemlerden biri. Davranışçı bilişsel terapinin bu biçimi, yaşamımızdaki faydalı etkinlikleri artırmak üzerine yoğunlaşır, böylece çevremizle daha kuvvetli bir bağ kurmamızı, zevklerimizi geliştirmemizi ve kendimizi gerçekleştirme duygumuzun kuvvetlenmesini amaçlar. Yaşamımızda bu yöntemi uygulayarak gerçekleştirdiğimiz olumlu değişimler tedavinin bitmesinden uzun süre sonra da etkisini sürdürmekte.

14. Bireylerarası terapi de depresyon tedavisinde etkili. İnsan ilişkilerimiz sağlımızı olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Diğer insanlarla kurduğumuz olumlu ilişkiler duygu durumumuzda önemli iyileşmeler sağlar; ayrıca depresyonun nüksetmesinin de önüne geçer.

15. Psikoterapi, hem ergen hem de çocukların depresyon tedavisinde etkili olmakta. Bu yöntemle elde edilen kazanımlar genellikle küçüktür ve bilişsel davranışçı terapi bu yaş gruplarında diğer terapi yöntemlerine göre üstün değil. Ayrıca elde edilen kazanımların kalıcı olması için daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir çünkü kazanımların zamanla kaybedildiği bilinmekte.

16. İlaçlar, ergenlerin depresyon tedavisinde plasebodan çok daha etkili değil.  Bir meta analiz, ilaçların palacebodan ancak %10 (ilaç %60 plasebo %50) daha etkili olduğunu ortaya koyuyor.

17. İlaçlar, 12 yaş ve altındaki çocukların depresyon tedavisinde plasebodan üstün değil.

18. Genç insanların seçici serotonin geri alım inhibitörlerini (SSRI) kullanmaları intihar düşüncesi olasılığını ve intihar teşebbüslerini iki kat arttırıyor. Bu oran plasebo grubunda %2 iken ilaç kullanan grupta %4.

19. Sarı kantaron depresyon tedavisinde etkili. Kantaronun hafif depresyonun tedavisinde plasebodan daha etkili ve ilaçlar kadar etkili olduğu biliniyor; üstelik ilaçların gösterdiği yan etkileri de göstermiyor.

20. Kişilik bozukluğu olan insanlar, depresyon tedavisine kişilik bozukluğu olmayanlara kıyasla daha yavaş yanıt verir. Kişilik bozukluğu, “ergenlikte ya da erken yetişkinlikte başlayan, zamanla kalıcı hale gelen, kişiyi normal yaşamını sürdüremeyecek duruma sokan, içerisinde yaşanılan kültürün gerekliliklerinden önemli ölçüde sapmış davranış ve içsel deneyim örüntüsü” olarak tanımlanır. Örnek olarak narsistik, borderline, bağımlı, paranoid ve şizotip kişilik bozukluklarını sayabiliriz. Kişilik bozukluğunun depresyon tedavisi üzerindeki bu etkisi hem ilaçla tedavi hem de psikoterapi için geçerlidir.

21. İnternet üzerinden uygulanan yapılandırılmış bilişsel davranışçı terapi, depresyon tedavisinde küçük ama önemli katkılar yapabilir. Bu programların yanı sıra bir terapistle yüz yüze seanslar yürütülmesi, tedavinin etkisini kuvvetlendirmektedir.

22. Birinci basamak sağlık hizmeti ortamında kolaboratif tedavi uygulanması, yani ruh sağlığı uzmanlarının tedaviyi birinci basamak sağlık hizmeti veren doktorlarla, örneğin aile hekimleri ile işbirliği içerisinde yürütmesi, depresyon tedavisinden daha iyi sonuç alınmasını sağlamaktadır. Örneğin aile hekimleri hastaları arayarak tedavi rejimine uymalarını sağlayabilir ya da psikiyatrisiler vaka yöneticilerini denetleyebilir.

23. Çocukların istismara uğramaları veya kötü muamele görmeleri, sürekli nükseden ve tedaviye cevap vermeyen depresyonun oluşmasına yol açmaktadır. İstismar ve kötü muamele aile içi şiddet, cinsel istismar ve ihmali kapsar. Bu deneyimlerin depresyona nasıl yön verdiğini tam olarak anlamak için konuda daha çok araştırma yapmaya ihtiyacımız olduğunu belirteyim.

24. Bilişsel davranışçı terapiyle ilaç tedavisinin birlikte uygulanması ergenlerin depresyon tedavisine büyük bir katkı sunmamakta ama ilaç kullanan ergenlerin, ilaç tedavisinin yanı sıra bilişsel davranışçı terapi almaları tek başına ilaç tedavisinden daha etkili olmaktadır.

25. Benzer biçimde, psikoterapiye ilaç tedavisinin eklenmesi, çocuk ve ergen vakaların tedavisinde etkili olmamaktadır. Ne var ki yakın zamanda yapılan bir meta analizde yazarlar: “elimizde, [depresyon tedavisinde] psikolojik tedavinin mi, anti-depresan ilaçların mı yoksa bu ikisinin bileşiminin mi daha etkili olduğu konusunda bir sonuca varmamıza yetmeyecek kadar aza kanıt” olduğu konusunda uyarıda bulunmaktadır.

26. Seçici serotonin geri alım inhibitörlerini ile trisiklik anti-depresanlar gibi daha eski ilaçlar, benzer faydalar gösterir. Tedaviden elde edilecek sonuçlar hemen hemen aynıdır ancak seçici serotonin geri alım inhibitörlerinin daha az yan etkisi vardır.

27. Farkındalık temelli bilişsel terapi, özellikle üç ve daha fazla depresyon dönmemi geçirmiş kişilerde depresyonun nüksetmesini önler. Farkındalık temelli bilişsel terapi alan hastaların depresyonlarının nüksetme olasılığı %34 oranında azalmaktadır ve bu oran ilaç tedavisine devam eden hastalarınki ile aynıdır.

Bu makalede sunulan bilgiler tıbbî tavsiye değil, genel bilgilendirme amaçlıdır.Atık yardım alma vaktinizin geldiğini düşünüyorsanız ya da bir yakınınızın depresyonunu kendi kendine yenemiyorsa, muhtemel tedaviler ile ilgili olarak bir uzmana danışmayı düşünebilir, size özel profesyonel danışmanlarımız ile görüşebilirsiniz.

Bu makale Appvice Psikoloji Otoriteleri tarafından bilimsel verilere dayalı olarak incelenmiş ve onaylanmıştır.

 

PUAN VER

0 Oy, Ortalama: 0,00