AIDS Belirtileri Erkeklerde Nelerdir? Kapsamlı Rehber

Appvice Onaylı

HIV Nedir?

HIV, bağışıklık sistemini etkileyen bir virüstür. Özellikle CD4 hücrelerine zarar verir. CD4 hücreleri vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan hücrelerdir. Bağışıklık sisteminin karşı koyabildiği diğer virüslerden farklı olarak, HIV bağışıklık sistemi tarafından yok edilemez. HIV belirtileri kişiden kişiye önemli farklılıklar sergileyebilir. Öyle ki, bütünüyle aynı belirtileri gösteren iki HIV hastası bulmak nerdeyse imkânsızdır. AIDS belirtileri erkek hastalarda da farklılık gösterebilmektedir. Ancak HIV genellikle belli bir gelişim çizgisini takip eder:

  • Akut hastalıklar
  • Asemptomatik dönem
  • İleri enfeksiyon

Akut hastalık

HIV bulaşan insanların nerdeyse %80’i 2 ile 4 hafta içerisinde gribe benzer belirtiler gösterir. Bu grip benzeri rahatsızlıklar, akut HIV enfeksiyonu olarak bilinir. Akut HIV enfeksiyonu HIV’in ilk aşamasıdır ve vücut, virüse karşı antikorlar üretene kadar devam eder.

HIV’in bu ilk aşamasında görülen en yaygın belirtiler:

  • Deride döküntü
  • Ateş
  • Boğaz ağrısı
  • Ciddi baş ağrısı

Daha az görülen diğer belirtiler:

  • Yorgunluk
  • Lenf düğümlerinde şişlik
  • Ağızda veya cinsel organlarda yaralar
  • Kas ağrıları
  • Eklem ağrısı
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Gece terlemeleri

Bu belirtiler genel olarak bir veya iki hafta devam eder. Bu belirtileri taşıyan ve kendisine HIV bulaşmış olabileceğini düşünen kişiler, bir sağlık uzmanına giderek test yaptırmalıdır.

Erkeklere Özgü AIDS Belirtileri

HIV belirtileri kadın ve erkeklerde genellikle aynıdır. Erkeklere özgü olan tek HIV belirtisi penis üzerinde oluşan yaradır.

HIV, her iki cinsiyette de hipogonadizme veya diğer bir ifadeyle zayıf seks hormonu üretimine yol açabilir. Hipogonadizmin etkileri erkeklerde kadınlara göre daha kolay gözlemlenir. Hipogonadizmin etkilerinden birisi testesteron hormonunun azalmasıdır. Testesteron azalması ise erkeklerde ereksiyon bozukluğuna neden olabilir.

Asemptomatik dönem

İlk belirtiler ortadan kaybolduktan sonra, HIV uzun bir süre başka bir belirti göstermez. Ancak virüs bu süre boyunca kendini çoğaltmaya devam edecek ve bağışıklık sistemini zayıflatmaya başlayacaktır. Bu aşamadaki kişiler kendilerini sağlıklı hissederler, fakat virüs halen aktiftir. Virüsü kolaylıkla başkalarına bulaştırabilirler. Bu nedenle erkenden test yaptırmak çok önemlidir. Kişinin kendini iyi hissetmesi buna engel olmamalıdır.

İleri enfeksiyon

Biraz zaman alsa bile, HIV eninde sonunda kişinin bağışıklık sistemini çökertebilir. Bağışıklık sistemi çöktüğünde, HIV 3. aşamaya ilerleyecektir. Kişi artık AIDS olmuştur. AIDS, hastalığın artık son aşamasıdır. Ciddi şekilde zarar görmüş olan bağışıklık sistemi nedeniyle kişi fırsatçı enfeksiyonlara çok daha dirençsiz hale gelmiştir.

Fırsatçı enfeksiyonlar, normal şartlar altında vücudun başa çıkabildiği hastalıklardır, ancak kişide HIV varsa tehlikeli olabilmektedirler. HIV ile yaşayan insanlar, sık sık soğuk algınlığı, grip ve mantar enfeksiyonlarından şikâyet ederler. Bunlardan başka 3. aşama HIV belirtilerin bazıları:

  • mide bulantısı
  • kusma
  • kalıcı ishal
  • kronik yorgunluk
  • hızlı kilo kaybı
  • öksürük ve nefes darlığı
  • tekrarlayan ateş, titreme ve gece terlemeleri
  • ağızda veya burunda, cinsel organlarda veya cilt altında döküntüler, yaralar veya lezyonlar
  • koltuk altı, kasık veya boyundaki lenf bezlerinin uzun süre şişmesi
  • hafıza kaybı, dikkat dağınıklığı veya başka nörolojik bozukluklar

HIV Nasıl İlerler?

HIV ilerlerken, CD4 hücrelerine saldırır ve onları yok eder. Böylece vücut artık enfeksiyon ve hastalıklara karşı savaşamaz. Vücut bu derece zayıf düştüğünde de HIV’in 3. aşamaya ilerlemesine engel olamaz. HIV’in 3. aşamaya ilerlemesi, birkaç ay ile 10 yıl (belki daha fazla) arasında bir zaman aralığında gerçekleşebilir.

Ancak, HIV taşıyan herkes 3. aşamaya geçmez. HIV, antiretroviral tedavi denilen ilaçlar ile kontrol altına alınabilir. Bu ilaç kombinasyonuna bazen karma antiretroviral tedavi (cART) veya yüksek aktiviteli antiretroviral tedavi (HAART) de denilmektedir.

Bu tip ilaç tedavileri, virüsün kendini kopyalamasına engel olabilmektedirler. HIV’in ilerlemesini durdurarak, kişinin yaşam kalitesini yükseltirler. Bu ilaçlar, tedavi ne kadar erken başlarsa, o kadar etkili olmaktadır ancak yan etkilerine dikkat edilmelidir.

HIV Ne Kadar Yaygın?

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Kasım 2018 itibariyle dünya üzerinde 36.9 milyon insan HIV virüsü taşımaktadır. Türkiye’de ise, 2016 yılı verilerine göre, HIV taşıyanların sayısı 14 bini geçmiştir. 2022’de bu sayının 39 binin üzerine çıkacağı öngörülmektedir.

HIV, her ırktan, cinsiyetten veya cinsel yönelimden insanları etkileyebilir. HIV, virüs içeren kan, meni ya da vajinal sıvılara temas edildiğinde insandan insana geçmektedir. HIV pozitif bir kişiyle prezervatif kullanmadan cinsel ilişkiye girmek HIV bulaşma riskini büyük oranda artırmaktadır.

Harekete geçin ve test yaptırın

Cinsel olarak aktif olanlar veya başkalarının kullandığı iğneleri kullananlar, bir sağlık uzmanının danışmanlığında HIV testi yaptırmalıdır. Özellikle yukarıda belirtilen semptomlara sahip olanlar test konusuna önem vermelidir. Uzmanlar, damar yoluyla ilaç kullananların, cinsel olarak aktif ve birden fazla kişiyle cinsel ilişkisi olanlar ile HIV’li bir kişi ile cinsel ilişkiye girenlerin en azından yılda bir kere test yaptırmalarını tavsiye etmektedirler.

Test yaptırmak hızlı ve kolaydır. Yalnızca bir kan örneği yeterlidir. Birçok hastane, klinik ve sivil toplum kuruluşu HIV testi yaptırmak isteyenlere yardımcı olmaktadır. İnternetten satın alıp, evde kendi başınıza uygulama yapabileceğiniz hazır test kitleri de bulunmaktadır. Bu testlerle, tükürük ya da bir damla kan ile evde 20 – 40 dakika arası bir zamanda sonuca ulaşabilirsiniz.

HIV’den korunma

İstatistiklere göre dünya genelinde HIV bulaşmış insanların %25’i HIV ile birlikte yaşadıklarından habersiz. Son yıllarda, HIV’e yakalanma sayısı yıllık bazda neredeyse sabit kalmışken, buna bağlı olarak HIV ile yaşayanların sayısı toplamda artmaktadır.

Virüs ile temas etmiş olma olasılığı söz konusu ise, muhtemel HIV semptomlarının takibi konusunda çok dikkatli olmak gerekir. Bu durumda test yaptırmak hayati bir önem taşıyabilir. Potansiyel olarak virüs taşıma ihtimali olan vücut sıvılarına karşı korunmak, HIV’e karşı alınacak önlemlerden birisidir.

HIV bulaşma riskini azaltmak için yapılabilecekler:

  • Her türlü cinsel ilişkide prezervatif kullanın: Doğru kullanıldığında prezervatif HIV’e karşı korunmada oldukça etkilidir.
  • Damar yolundan alınan ilaçlardan sakının: Başkasının kullandığı iğneleri kullanmayın, iğneleri yalnızca bir kere kullanın.
  • Uyarıları dikkate alın: Kanın her zaman virüs taşıyor olduğunu farzedin. Teması engellemek için lateks eldivenler kullanın ya da başka koruyucu önlemler alın.
  • HIV testi yaptırın: HIV’in bulaşıp bulaşmadığını anlamanın tek yolu test yaptırmaktır. Test sonucu pozitif çıkanlar, virüsün yayılmasına önlemek için gerekli önlemleri almaları yanında, ihtiyaç duyulan tedaviye de hemen başlayabilirler.
SONUÇ

HIV’in tamamen iyileşme şansı yoktur. Hızlı bir teşhis ve erken bir tedavi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve yaşam kalitesi önemli ölçüde iyileştirilebilir.

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki; bağışıklık sistemi ciddi bir zarar görmeden önce başlanan tedaviler, HIV’li hastaların yaşam beklentisini sağlıklı insanlarınkine oldukça yaklaştırmaktadır. Bununla birlikte, erken tedavinin bir diğer önemli boyutu, HIV’in bulaşma riskini azaltıyor olmasıdır.

Son araştırmalara göre, tedavi planına bağlılık HIV’in partnerlere bulaşmasını neredeyse imkânsız kılmaktadır. Çünkü bu sayede virüs kanda saptanamayacak düzeye geriletilebilmektedir. Saptanamayan virüs, bulaşamaz.

Bu makale Appvice Psikoloji Otoriteleri tarafından bilimsel verilere dayalı olarak incelenmiş ve onaylanmıştır.

KAYNAKÇA

 

Puan Ver